Pilonidal sinus hastalığı, 1982′den beri yaptığımız gözlem ve çalışmalarımızda da teyit edildiği gibi, sanılanın aksine doğuştan değil, sonradan yani akkiz olarak gelişmektedir.
Şekil1-5′te de görüldüğü üzere insan kıllarının yüzey keratin kaplama konfigurasyonu şekilde de görüldüğü üzere yılan derisine veya vida yivlerine benzer yapıdadır. Dolayısı ile kılların cilt kıvrım ve deliklerine girdiği takdirde çevre yüzeylere tutunması ve pisi pisi otları misali ısrarla kendi başı yönünde hep ileriye ilerlemesi gayet mümkündür.
İnsan kılları sürekli dökülür ve yerine yenisi gelir. Sırt, baş ve kaba etlerden dökülen bu kılların, özellikle, duştan sonra, kuyruk sokumunda, iki kaba et arasındaki terli oluğa takılıp daha sonra kişi yürürüdükçe veya oturduğu yerde kıpırdadıkça; kaba etlerin birbirine veya zemine sürtünmesi ile ittirilerek, oluğun dibindeki herhangi bir pit yani gözenek veya delikten girip,bundan sonra da büyük olasılıkla bir vida gibi döndürülerek cilt altı yağ dokusu içine ilkin acıtmadan ilerlemesi mümkündür.
Kıl ile birlikte cilt altına giren veya taşınan bakterilerin akut veya kronik mikro veya makroabseler daha sonra da kılların yönlendirmesi ile enfeksiyonun daha da ileri noktalara ilerleyerek fistüller veya kıl kistler oluşturmaları gayet açıktır.
Kuyruk sokumu cildindeki pit yani minik deliklerin oluş mekanizması, bizce şöyledir:Cildimiz herkesin bildiği üzere ter ve apokrin salgı bezleri gibi nedenlerle sayısız mikro deliklerle bezenmiştir. Bu deliklerden dışarıa salgılar olur, içeriye sıvılar ve hava girebilir.
Anamnez gereği meslek veya meşguliyetleri sorulduğunda bu kişilerin uzun yani kaykılık-yayılık oturan bilgisayar veya araba kullanıcısı oldukları veya dinlenirken veya televizyon, sinema vs izlerken yine kaykılık yani uzun oturan kimseler oldukları anlaşılmıştır. Bu pozisyonda gluteaların yani kaba etlerin iki yana itilmesi sonucu orta hatta gerilmeye bağlı olarak ciltteki ter veya apokrin salgı bezlerinin çıkışındaki mikrosopik ağızlarından birkaçının zorlamalar ile zamanla biraz genişlediğini, kuyruk sokumunda bolca bulunan dökülmüş kılların da öncelikle sarı tüylerin bu mikro deliklerden (pitlerden) içeriye itildiğini düşünmekteyiz. Kuvvetli ışık altında büyüteçle bakıldığında bu pitlerin ilkin mikro çukurcuklar halinde görülmesi mümkünür. Bu çukurcuklar, ucu künt iğne, ince tığ veya tel ile yoklandığında, 2-5 mm derine uzanan mikro kanalların ve bazen de bunların içinde sessiz duran bir iki serbest kılın barındırdığı ortaya çıkar. Ya da bu kılların ucunda gizli bir mikroenfeksiyonun başladığı görülür. Zamanla yeni yeni, daha kalın ve kirli kıllar buradan içeriye itildikçe aşikar enfeksiyonların yani irili ufaklı abselerin ve fistüllerin gelişimi kaçınılmazdır.
Yine sanılanın aksine söz konusu kıl fistül veya labirentler veya kıl keseleri en azından erken evrelerde çok derinlerde değil, hemen cildin 2-3 mm ila 1-2 cm altında yer almaktadır. Bununla beraber genelde 5-6.seneden sonra olaymuhtemelen ter veya apokrin salgılar yüzünden HİDRADENİTİS SUPPURATİVA veya APOKRİN ADENİTİS dediğimiz kronik, multifokal abse ve fistül hecmeleri ile seyreden çok daha komplike bir sürece dönüşmektedir. Bu durumda olay bölgenin dışına taşınmakta, artık cerrahi müdahale şart olmakta, antibiyotiklerle ve basit pansumanlarla asla kontrol altına alınamamaktadır. Bunların bir kısmı ilerki 15-35 yıl içinde epidermoid kansere dönüşebilmektedir.
YAŞ VE CİNSİYET: Kıl dönmesi 16 ila 30 yaş arası kıllı ve gürbüz, genç erkeklerde, nadiren de genç bayanlarda oluşur. Bu oran 10/1 dir. Bilgisayar başında, özellikle kaykılmış pozisyonda uzun süre oturanlarda veya uzun süre jip sürenlerde veya uzun süre otobüs yolculukları yapanlarda daha sık olur. Oluş şekline gelince; kıllar yılan derisindeki gibi yivli veya pullu olup(bkz şekil1-2-3-4-5), dar ve sıkışık veya sürtünmeli ortamlarda kıpırdandıkça tek yönde ilerler. Saç telini iki parmak ile tutup hafifçe ovuşturunca bu hareketi açıkça görmek mümkündür. Benzer şekilde iki kaba et arasındaki herhangi bir serbest kıl, sürtünme, itelenme ve dönme mekaniği ile oluğun dibine doğru hareket eder.
![]() |
![]() |
![]() |
|
ŞEKİL1 (AFRİKALI KILI) |
ŞEKİL2 (AVRUPALI KILI) |
ŞEKİL3 (ÇİNLİ KILI) |
![]() |
![]() |
|
ŞEKİL4 (HİNTLİ KILI) |
ŞEKİL 5 (MALEZYALI KILI) |
Bazen bir kaç kıl girdikten sonra tünel girişi iyileşip kapanabilir.Eğer bakteri girmemiş veya enfeksiyon oluşmamaışsa,vücudun oluşturduğu bir kese veya kist içinde ,kıllar yıllarca sessizce,büyümeden,erimeden bekleyebilir.
Cilt altına geçen kılların ve enfalamasyonun, yaklaşık %82 vakada yukarı ,%18zinin distal (aşağı) yönde ; %78inin sol gluteal (kaba et) ; %22sinin de sağ glutel bölgeye ilerlediğini;%90 kadarının cildi ,alttan dışarıya doğru,enflamasyon yardımı ile delip fistlizasyona yol açtığını;geri kalan bir kısmının fistülize olamayıp kronik abseler oluşturduğunu tespit ettik. .
Fistül veya kronik abselerin,yaklaşık %8i aşağıya anüs yakınına ilerleyerek sorunu biraz daha komplike hale getirmektedir.




